FacebookYoutubeTwitterVimeoMuxlimSinemaTürkBlog

Ana Sayfa > Basında >

Senaryosunu getirene film 'hîbe'!

Emine DOLMACI

> Gazetenin soruları ve verdiğimiz cevapların tamamı: (SineMüslim nâmına idare cevaplamıştır, hatalar/eksikliklerin hepsi ona aittir)

ZAMAN: Sinema ile ne kadar zamandır ilgileniyorsun, yolun nasıl kesişti?


SİNEMÜSLİM: Sinema ile yolum yıllar önce kesişmiş; ben sonradan farkettim. Her film izleyen aslında sinema içine giriyor. Sonraki filmleri merak ediyor, insanlarla tartışıyor. Kamera arkalarını merak ediyor. Bunun bir adım ilerisi "kendi" filmlerimiz hakkında konuşmaktı. Bu da yeterli kadar yapılıyor. İnsanlar filmlerden sonra "biz şöyle bir şey yapsak" demeye başlayalı bir kaç sene oldu.

Ben bunu bir adım daha ileri almaya çalıştım. "Hadi yapalım" dedim. 2 aylık bir sinema atölyesine katıldım. Atölye ve çevresi dindar değildi. Sinemada zaten komünist çevrenin ağırlığı var memleketimizde. İşin garibi, bu "ayrılığı" orada hiç farketmedim. Hatta ilk kısa filmimi en fazla tebrik eden, o atölyedeki hocamdı. Halbuki müslümanlara yönelik, "mesaj"lı bir filmdi. Sinema üreticileri ve yapımcıları, neyi anlattığınızdan ziyade nasıl anlattığınıza bakıyorlar. İster konusu insanlara hiç bir şey vermeyen bir hikayeniz olsun, ister en radikal hikayeyi anlatın, sizden istenen/beklenen onu güzel anlatmanız.

Atölye sonrasında, aslında bunun da yanaşmaktan uzak durduğumuz ve fakat "öcü" olmayan bir alan olduğunu farkettim. Üstüne üstelik herkesin kullandığı bir üründü. Şu an dindar insanlar içinde çok çok az bir yüzde televizyandan, sinemadan/filmden uzak durmayı başarabiliyor. Bu küçük kesim haricindeki insanlar, farkında veya değil, kitap değil film okuyor artık. Yani, bu biraz kolanın zararlarından bahsedip, akşam evde kuruyemişle beraber kola içmeye benziyor. Ve siz "hadi temiz kola üretelim" deyince, "hmmmmm" cevabı alabiliyorsunuz.

Şu kesin ki; buna ihtiyacımız var. Kimsenin ihtiyacı yoksa, evde 2 ufak 1 büyük kardeşlerim için bu işi yapıyoruz. Onların içi daha "dolu" filmler izlemeleri için elimden geldiği kadar devam edeceğim inşaallah.

ZAMAN: Sine müslimi kurmaya nasıl karar verdin?


SİNEMÜSLİM: "Birlik" hep müslümanlar içinde konuşulan bir başka ihtiyaç. Ve sinemaya alakalı/hevesli müslümanlar kendi köşelerinde sinevaazlar vermeye devam ediyorlar. Yine fakire ait bir başka (daha büyük) internet sitesinde bir nabız yoklaması yaptım. Sinema/film yapmak isteyen, en azından hevesli müslümanlar var. Bunların kalbürüstü olan, harekete geçmeye hazır olanları toparlayabilecek bir internet sitesi hiç de fena olmazdı. Zira başka türlü yayılması uzun ve masraflı olacaktı. Hamdolsun, güzel oldu. Yurt içinde ve dışında destek aldık. Özellikle Ali Murat Güven beyin desteği ikinci aşamaya geçmemize vesile oldu. Zira "beyaz" sinema isteyen camia içinde tek çırpınanlardan kendisi.

Bu şekilde birbirlerini hiç görmeyen ama aynı konular üzerinde düşünen/tartışan insanlar bir araya gelmeye başladı. Bunun tek dezavantajı, internetin ruhsuz ve kontrolsüz olmasaydı. Yani birileri gelip öylesine birşeyler karalayıp gidebiliyor ve siz de her şeyi ciddiye almaya çalışıyorsunuz. Bunun üzerine internet üzerinde haftada 2 gün buluşmalar düzenlemeye başladık. Bu da, hamdolsun, iyi oldu. Şu an gerçek dünyada yapılan buluşmalara ön ayak oldu. İstanbulda yaptığımız bu buluşmalar, yakında Ankara'da başlayabilir inşallah. Buluşmalarda bir kaç kısa film fikri çıktı. Bir tanesini geliştirip geçtiğimiz günlerde çekimini bitirdik; seslendirmesiyle meşgulüz şu an..

Site olarak ayaklarımızı yerde tutmaya çalışıyoruz. Çok düşük bütçeli/bütçesiz çalışmalar yapıyoruz. Bize hikaye gönderenlerden de bunu istiyoruz sürekli. İkinci sahnesinde silahlı, araba kovalamacalı hikayeler ne yazık ki, şimdilik, kameramıza giremiyor.

ZAMAN: Hem bu internet sitesi hem de genelde, insanları film çekmeye teşvik ederek amaçladığın nedir?

SİNEMÜSLİM: Türkiye film malzemesi ve hikayesi açısından "kaynak" dolu! Zira yıllarca çok çile çeken insanlar var. Zamanında herhangi bir şekilde çile çekenler, çektikleri sıkıntıları sinemaya döküyor. Ve siz, size anlatılanları/gösterilenleri doğru kabul ediyorsunuz. Çoğu zaman aklınızdan önce gözünüze inanıyorsunuz. Ankara Sinema grubunda bir söz vardır: "Sinema yaşananlara seyirci kalma diyedir." Dünyada da böyledir. Amerika halâ bu silahı kullanıyor; Vietnam'dan Irak savaşına kadar! "Çile"si olan insan bir şeyler anlatmak ister. Kitabın evlerde kutulara konduğu, televizyon ve bilgisayarın baş köşeyi kaptığı yüzyılımızda da sinema insanlara ulaşmak için üst sıralara yükseldi.

Gazeteleri 3 gün takip edin; çok insanın memleketimizde, ne yazık ki, boş yere çileler çektiğini göreceksiniz. Veya televizyonlardaki diziler ve üçüncü parti filmlerle ortaya çıkan "kitapsız" garip genç nesil.. İlkokuldan, son okula kadar öğrencilerdeki seviye/kalitesizlikte televizyonun rolü küçümsenemez. Sinema televizyona bir önceki adım bir bakıma. Video da aynı şekilde sinemaya bir önceki adım.

Şikayet etmeye hakkımız yok. Sokakta görüp "bu da ne?" diye baktığımız gençler bizim komşularımız, mahallemizde oturuyorlar. İnsanlara olduğu gibi davranırsanız, olduğu gibi kalırlar. Fakat olmaları gerektiği gibi davranırsanız, yavaş yavaş daha iyi seviyeye gelirler. Aslında basitçe istediğimiz bu. Bilgisayar ve televizyonla seviyesini kaybeden insanlarımızın birinin dahi olsa ellerinden tutabilmek. bunun için de, konuşmaktan daha çok iş yapmaya ihtiyacımız var.

Ayrıca, dünyadaki müslümanların sinemaya ihtiyacı var. Batı'nın doğuyu görme yollarından biri sinema. Doğu, şimdilik, izlemekten ziyade izlenmeye muhtaç. Çoğumuz haber kanallarından ve/veya gazetelerin 3. sayfalarından bir şeyler duyuyor, öğreniyoruz. Fakat bir "Kaplumbağalar da Uçar" filmi birinci dereceden gerçek bir hikayeyi beynimize daha iyi kazıyor.

ZAMAN: İnternet üzerindeki bir grup olan bu toplulukla sinema adına neler yapıyorsunuz?

SİNEMÜSLİM: Sinemüslim ekibi yeni kuruldu. Çiçeği burnunda diyebiliriz. Şu an 3. kısa filmini bitirmeye çalışıyor. Kendi içimizdeki hesaba göre, işe yarasın veya yaramasın, ilk 20 kısa filmimizi bitirmek istiyoruz. Sonra Allah izin verirse, uzun metraja geçmek istiyoruz. Sinema ise, müslümanlar için halâ "mim"li olduğu ve üretimi pahalı olduğundan bizim için ikinci aşamada. Zaten izlenmeye hazır bir filmi, bir kaç "iyi" sponsor ve güzel bir dağıtımla evlere ulaştırmak zor değil. Sadece bu işi yapabileceğimizi önce kendimiz görmek, sonra da insanlara göstermek istiyoruz.

Site müdavimleri, ara ara konular ve hikayeler gönderiyorlar. Dindar camiada kitap bolluğu var, ki bu çok güzel bir şey (okunmasalar bile!). Bu kitapları şu an araştırıyoruz. İçlerinden çekebileceğimiz hikayeler çıkarmaya çalışıyoruz. Bir tane bulduğumuzda da fazla vakit kaybetmeden çekim hazırlıklarına giriyoruz. Burda vakit kaybettirebilecek şey, hikaye güzel olduktan sonra mükemmeli için, hikayeyi daha fazla "deşmek". Mükemmel güzelin kâtilidir derler. Onun için hoş bir hikaye bulduğumuz zaman, onu ekrana atıp yeni tecrübeler kazanmak için hızlı olmak gerek. Mesela, bir önceki "Elifbâ" kısa filmimizin hikayesinin gelmesinin ertesi günü storyboardı hazırlandı; sonraki gün 1,5 saatte çekimi yapıldı; ertesi gün de kurgusu bitti ve hazır hale geldi. Yani hikayeden yayına hazır olana kadar 3 gün geçti. Hamdolsun, güzel oldu!

ZAMAN: Sinema alanında gençlere önerin ve çağrıların nedir?

SİNEMÜSLİM: Sitede bir sözümüz var: "Tek limit Allah'ın koyduğu limittir" diye. Bu iş zor değil. Sadece biraz kararlı olmak ve harekete geçmek gerekiyor. Etrafta fırsatlar var fakat hazır değilseniz, bu fırsatlar yanınızdan uçup gidiyor. Ve bu fırsatları bir "başka"sı kullandığı zaman size sadece köşenizde konuşmak kalıyor.

Ekibimizde sinemaya (meslek olarak) en yakın olan ses düblajı yapan bir arkadaşımız. Diğerleri öğrenci, tasarımcı, mühendis.. Temel bilgisini aldığınız zaman tecrübeyle, çoğu "eğitimli" sinemacıya taş çıkartmanız için önünüzde bir engel varsa, o da kendinizdir. Geçtiğimiz sene Türkiye'de sinema alanında iyi bir patlama oldu. Dindar camia da bu patlamadan hissesini geç veya erken aldı. Kısa film yarışmaları, festivalleri düzenleniyor. Bunlar, duymak ve duyulmak için iyi fırsatlar. Bunları kaçırmamak gerek. En kötü ihtimalle hiç dereceye giremezsiniz bu da biraz daha fazla çalışmanız gerektiğini gösterir. Sinemada bir kural daha vardır, sitede sürekli durur: "Tek başarısızlık tekrar denememektir".

Bir kaç tavsiye:

  • "Film çekiyorum" deyince garip bakışlara maruz kalmayı geçin. Bazen görmeyin, duymayın. Yaptığınız işi kontrol edin, doğru olduğuna inanıyorsanız, devam edin! Ama doğruluğundan şüpheniz varsa, önce onu düzeltin. Yanlış yolda gözünüzü kapatıp ilerlemek de pek iyi neticeler vermez. Bir atasözü vardır: "Çaldığın zaman kimin dinlediğine bakma" diye. Biz de çaldığımızın helal olduğunu düşündüğümüz zaman, kameranın etrafında toplanıp fısıldaşanlara bakmadan çekimleri yapmaya çalışıyoruz.
  • Sinema üretimiyle alakalı iseniz iki yol var. Ya, yavaş yavaş iyi-kötü bir kamerayla kısa filmlere başlarsınız. Ya da siz de "konuşan"lardan olursunuz.
  • Bir de başarı isteği var.. Bu bazen kötü. Bize göre beğendirmemiz gereken Allah'tır. İnsanları mutlu etmeye çalıştığınızda ne sizin, ne de onların ömrü buna yetiyor. Hatasız film de olmuyor. 'Yüzüklerin Efendisi' dünyada en fazla hata bulunan filmlerden. Fakat gösterime girdiği ikinci haftasında da masrafını çıkartan bir film. Yani, çalışmalarınızda hatalar eksikler bulunabilir. Hadis-i Şerif'tir, ikinci defa aynı yılan deliğinden sokulmayın, yeter!
  • Bir başka küçük tavsiye. Hayatında bunu tecrübe eden çok olmuştur. Planlarınızı fazla sesli söylemeyin. Sessiz ama sürekli yürüyün. Çekmek istediğiniz filmi bütün dünyanın duymasına gerek yok! Ben bununla ilgili de bir hadis okuduğumu iyi hatırlıyorum. İşlerinizin muvaffakiyetine onları gizli tutarak yardımcı olun, manasında. İngilizlerin "wishy washy" dediği boş hevesli, boş heyecanlı olmayın. Ayağınız yerde olsun, ama yürüyün.


SineMüslim'in "Müslim" kısmı olarak da bizim bir isteğimiz var. Ahirette sağ tarafımızdan amel defterimizin yanında film bobinlerimizin de uzatılması. Ağırlıklı olarak bunu aklımızdan çıkarmamaya çalışıyoruz. Bu da bize bir gaye, amaç veriyor. Ki, kemara arkasında en çok ihtiyaç duyacağınız şey de budur!

Zaman, Gençlik eki , 29.07.2007

LİNK DEPOSU

HABER SİTELERİ, FESTİVAL VE YARIŞMALAR, YÖNETMENLER, KISAFİLM KAYNAKLARI, KÜLTÜREL SİTELER...

EPOSTA ABONELİĞİ

Ücretsiz eposta ağına katılıp, arada sırada SineMüslim'den güzel mailler almak isterseniz, siz de eposta adresinizi bırakınız!

SİNEMÜSLİM KISAFİLMLERİ

SineMüslim tarafından çekilen kısafilmleri izlemek ve bilgisayarınıza yüklemek için tıklatın!



Firefox kullanınız. / Sitede yer alan filmler tarafımızca çekilmiştir. / Dışarı giden linklerden SineMüslim sorumlu değildir. / Link veriniz, link dağıtınız. No problem.

Believe. Struggle.
SineMüslim v3

Bu sayfayı paylaşın, dünyaya duyurun: Paylaşın!