FacebookYoutubeTwitterVimeoMuxlimSinemaTürkBlog

Ana Sayfa > Basında >

'SineMüslim' ekibinden tek DVD'de 10 kısa film

ALİ MURAT GÜVEN, alimuratg@yahoo.com

http://yenisafak.com.tr/resim/site/getattachment0316a10f030f2254by.jpgİnternet ortamının en başarılı sinema sitelerinden "Sinemüslim"in üyeleri, şimdiye kadar çektikleri 10 kısa metrajlı filmi tek bir DVD'ye toplayarak; zarif bir kapak tasarımı eşliğinde "genç kuşak müslümanların sinema alanındaki arayışlarının öncü örnekleri" olarak satışa sundular.

Bu sayfayı düzenli olarak takip eden pek çok okurumuz, www.sinemuslim.com adlı dost internet sitesini de artık yakından tanıyor. Hattâ, okurlarımın bir bölümünün anılan siteye üye olduklarını, orada oluşan dostluk ve işbirliği ortamına katılarak sinema sanatı üzerine yoğun bir biçimde kafa yormaya başladıklarını; sitenin "forum" bölümünde diğer üyelerle hararetli tartışmalara giriştiklerini; dahası, aynı platformda edindikleri yeni yeni arkadaşlarla ortaklaşa kısa filmler çektiklerini gayet iyi biliyorum.

2006 yılında, kuruluş çalışmalarının kulağıma geldiği ilk günlerden itibaren büyük bir sevinçle karşıladığım ve o tarihten beri de attığı her adımı gönülden desteklediğim, son derece önemli, değerli ve stratejik bir oluşumdur "Sinemüslim". Onun ardından, bu öncü girişimden ilham alarak, sinema sanatına Müslümanca bir perspektiften bakmayı ilke edinmiş bir dizi internet sitesi daha kuruldu ki bunları da benzer bir coşku ve heyecan duygusu içinde daima destekledim; halen de çeşitli vesilelerle hepsini desteklemeyi sürdürüyorum.

Ancak, yeni bir fikir hareketinin başlatıcıları, gönüllerde -hakkaniyet gereğince- her zaman için biraz daha ayrıcalıklı bir konuma sahip oluyorlar. İlk aşamada entelektüel kalibresi son derece yüksek bir okurum olarak dikkatimi çeken, sonrasında ise çok yakın bir dostuma dönüşen Osman Gazali Çakmak, muhafazakâr cenahta maddî ve manevî açıdan kudret sahibi olmuş pek çok kimsenin sinema adına herhangi bir atılım gerçekleştirmek için kılını bile kıpırdatmadığı, "Biz kim, sinemayla uğraşmak kim!" bezginliğinin dillerde slogana dönüştüğü bir fetret devrinde, bu siteyi bilgisayar başında aylarca uykusuz geceler geçirerek, cebindeki öğrenci harçlıklarını son kuruşuna kadar harcayarak kurdu. Sermayesiz, iltifatsız ve de tek başına.

BİNLERCE ÜYEYE ULAŞAN BİR 'SİNEMA KULÜBÜ'


"Sinemüslim" çekim ekibi iş başında...

"Sinemüslim"in, yayına başladığını kitlelere duyurmasının ardından câmiadan aldığı en yaygın tepki "Senin başka bir işin kalmadı mı birader" olmasına rağmen, Çakmak kardeşimiz giriştiği mücadelede bir an için bile yılgınlığa kapılmadı ve adım adım ilerleyerek sitesini son üç yıl içinde gerçek bir "sinema kulübü"ne dönüştürdü. İlk yayın haftasında 3-5 kişiden ibaret olan üye sayısı şimdilerde 4000'e çıkan, aylık ziyaret sayısı ise 250 bine ulaşan cıvıl cıvıl bir "okul"dan söz ediyorum sizlere. Ve dediğim gibi, bunun ardında da henüz üniversitede öğrencilik dönemini yaşayan gencecik bir idealist var. Bir tarafta, haftanın yedi günü bilgisayar başında -görev yaptığı İslâmî bir vakıf adına- dur durak bilmeksizin muhtelif masaüstü yayıncılık hizmetleriyle uğraşan ve o hizmetlerinin karşılığında aldığı mütevazı bir maaşla hayatını sürdürmeye çalışan, öte tarafta ise uykularından feragat ederek türettiği ek bir zaman diliminde sıradan bir editörün en az 4-5 bin lira ücret talep ederek üstleneceği bir işi gönüllü olarak yürüten sevgili dostum, yoldaşım ve kardeşim Osman Gazali Çakmak'tır o yiğit kişi.

Sinemasever Müslümanlar, Çakmak'ın türlü maddî ve manevî fedakârlıklarıyla kurulan bu sitede son üç yıldır "İslâm-sinema ilişkileri" üzerine hem özgün hem de iktibas yazılar okuyor, kendi aralarında yazışıp tartışıyor, görüş-alışverişinde bulunuyor, en önemlisi de ellerindeki teknik imkânları saygı uyandıran bir dayanışma ruhu içinde paylaşarak "kısa metrajlı filmler" çekiyorlar.

Üstelik, bütün bunları da internet âleminde ona buna bulaşmak için serseri mayın gibi dolanan kimi sosyalist ya da liboş tiplerin, kurdukları site ve bloglarda yayımlanan aşağılama yazılarına rağmen yapmaktalar.

Konuyla ilgili bazı önemli linkler:

http://mustafaakal.blogspot.com/2008/12/byle-olur-akpnin-ksa-filmcisi.html

http://www.sinemuslim.com/blog/2009/03/04/bu-akpli-olmadigimiz-ve-siyasete-bakisimizin-bir-yansimasidir/

http://www.sinemuslim.com/blog/2009/03/24/iki-tesekkur-ve-ayinemiz-isimizdir/

Kendi doğrularını kararlılıkla savunan bir kişi ya da topluluğu hakir görüp fırsat buldukça aşağılamak, gerçekte o kişi ya da topluluktan ölesiye korkulduğunun işaretidir. Bu hastalıklı ruh hâlini kendi "aşağılanma deneyimleri" ışığında çok iyi tanıyan biriyimdir ben. Sözgelimi, internette -"Ekşi Sözlük"ten başlayarak- bu satırların yazarının adı çevresinde geniş çaplı bir sörf yaptığınızda da yüzlerce saldırgan yorumla karşılaşırsınız. Sinema sektöründeki davetsiz varlığımdan kaynaklanan yoğun bir tedirginliğin ipuçlarını taşımaktadır bütün o öfkeyle bezeli yazılar. "Sistemle eklemlenmiş çevrelerin ezelden ebede kadar tapulu malı olmasına karar verilmiş bir alanda, sinema sektöründe, her b.ka maydonoz olan ve her şey üzerine söyleyecek bir çift sözü olan, çıplak krallara tereddütsüzce 'kral çıplak' diyebilen bu top sakallı dindar denyo da nereden çıktı" diye düşünenlerin panik dolu çığlıkları yükselir söz konusu satırlardan.


"Sinemüslim" sitesi editörü Osman Gazali Çakmak (oturan grup, ortada) ve ekip arkadaşları bir kısa filmin çekiminde...
Korkmaktadırlar; çünkü ülke insanlarına tartışılmaz birer gerçekmiş gibi paketleyerek sundukları çürük fikirlerinin aslında o kadar da sağlam temeller üzerine oturmadığının bilincindedirler. Kokuşmuş dünya görüşleri bugüne kadar henüz yıkılmadıysa, bunun o görüşlerin çok mükemmel oluşundan değil, İslâmî kesimde kendilerinin huyunu suyunu, insanî ve entelektüel açıklarını iyi bilen "sıkı çocuklar"la henüz karşılaşmamış olmalarından kaynaklandığının da farkındadırlar.

Tıpkı, gençlere çağrıda bulunan tek bir yazımdan sonra, topu topu bir yıl içinde Ekşi Sözlük'ün yazar profilinde ne denli hissedilir bir değişiklik yaşandığını dehşet içinde izleyen ve bu konudaki endişelerini ilgili sitedeki bol salyalı yorumlarında dile getirenlerin "tehlikenin farkında oluşları" gibi.

Velhasıl, bugüne kadar karşılarında görmeye alıştıkları standart muhatap modeli, daha hayatı boyunca iki tane filmin ya da yönetmenin adını aklına kazıyamamış sarımsak kokulu hacı ağabeyler olduğu için, hiç beklemedikleri bir anda karşılarına çıkan özgüveni yüksek ve pop kültür açısından yeterince donanımlı Müslümanlar da kendilerini âlemin tek ve değişmez efendileri zanneden bu tipleri fena hâlde rahatsız ediyor şimdilerde.

Mesleğimizle ilgili pek saygın bazı örgütlerde adım her anıldığında yüzleri kireç gibi olan, yazılarımı öfkeyle karışık bir merak duygusu içinde "Acaba bu hafta bize hangi konuda giydirdi bu lanet gerici?" diyerek takip eden kalabalık bir güruh mevcut. Sektördeki en kıdemli kulağı kesiklerden biri olarak bu kategorideki meslektaşlarımın neredeyse hepsini surat surat biliyorum, orada burada ardımdan kaynatılan bütün o kazanların da farkındayım. Çünkü, ulusal medya arenasında geçirdiğim şu dolu dolu çeyrek yüzyıl şahsıma bolca düşman kazandırdığı gibi, aynı zamanda her adresten çok sayıda dost edinmemi de sağladı. Anlayacağınız, ilginç ve eğlenceli enformasyonlar heybemize durmaksızın akıyor da akıyor.

KORKMAKTA HAKLILAR, ÇÜNKÜ TEHLİKELİYİZ.


"Sinemüslim"ciler bir başka kısa filmin çekim çalışmasında...
Evet doğrudur, "Dindarlar, köylerinde oturup davar otlatmaları gereken, lâzım olduklarında da askere çağrılacak birer piyadedir" şeklinde düşünenler için, ben ve benim gibi kişilikler çok ciddi birer tehlike oluşturmaktayız. Bizler, kültür ve sanat dünyasında belki bir yüzyıldır geçerli olan sınırların dışına taşan rahatsız edici tipleriz. Türk'üz, Müslümanız, dindarız ve bütün bu "zaaflarımıza" (!) karşılık hiç utanıp sıkılmadan bu alanda söz söylemeye kalkışıyor, hak iddiasında bulunuyoruz! Ancak, korkunun ecele hiç faydası yoktur. Rahmetli Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın yıllar önce benzer bir jakoben reddiyecilik dalgası karşısında söylediği gibi, "alışacaklar." Bu ülkede ve dünyada kendileri gibi düşünmeyen başka insanların yaşadığını er ya da geç kabullenip, onların (diğer bütün konularla birlikte) sanat hakkındaki düşüncelerine ve yaklaşımlarına da saygı göstermeyi öğrenecekler.

İşte, şimdilerde "Sinemüslim" sitesi de gitgide büyüyüp güçlenmesine paralel olarak, ufak ufak benzer türden bir saldırı dalgasının hedefine dönüşmeye başladı. Nedeni ise çok basit. Çünkü sınırları zorluyor, Müslüman gençliği uyandırıyor ve onları sinema dünyasına pasif birer izleyici kalmamaları noktasında kışkırtıyor. Bu ülkenin kültür ve sanat dünyasını ele geçirmiş bulunan oligarşik yapı için bundan daha büyük bir rahatsızlık kaynağı olabilir mi?

Onlar her ne düşünürse düşünsünler, gerek Osman Gazali Çakmak'ın öncü bir kimlikle yola çıkan "Sinemüslim"i, gerekse aynı yoldan yürüyen (Mehmet Akif Güler-Aslan Güler kardeşlerin kurdukları) "İkinci Perde" ve diğer bazı İslâmî içerikli sinema siteleri hedeflerine mutlaka varacak, bu ülkenin sinema dünyasında kendi entelektüel güç odaklarını oluşturacaklar. Ki söz konusu alanda daha şimdiden son derece umut verici sonuçlar alınmaya başlandı bile.

Uzun süredir dile getirmek isteyip de bir türlü fırsatını bulamadığım bu genel durum tesbitinden sonra, ilgilenenlere son olarak bir de müjde vermek istiyorum.

Sinemayı seven genç kuşak Müslümanlar için eğitici, öğretici ve moral verici bir sığınak işlevi gören "Sinemüslim", geçtiğimiz günlerde hayırlı işlerine bir yenisini daha ekledi. Ben de bu güzel girişimi, site yönetiminin gazete adresime gönderdiği bir armağan zarfını alınca öğrenmiş oldum. Çakmak kardeşimiz, diğer üyelerle birlikte çektikleri 10 kısa metrajlı filmi tek bir DVD'ye toplamış; harika bir kapak tasarımı eşliğinde Müslümanların sinema alanındaki arayışlarının öncü bir örneği olarak satışa sunmuş. Ki bana göre de böyle bir DVD, çağdaş Türk sinemasında İslâmî düşüncenin ilk tohumlarının atılışını gösteren, bu yönüyle yakın gelecekte "tarihsel bir belge" değeri kazanacak olan çok önemli bir derlemedir.

"Sinemüslim" ekibinin de DVD'nin kapağında belirttiği üzere, şimdiye kadar çekilen filmlerde gerek biçim gerekse içerik açısından irili ufaklı bir çok tökezlemeler görebilirsiniz. Bunun ise zerre kadar önemi yok. Çünkü, hiç bir sanatçı, sinema gibi zor ve karmaşık bir sanatta ilk evrede bazı acemilikler yaşamadan gerçek anlamda yetkinliğe ulaşamamıştır. Başkalarına bol keseden dağıtılan bir avansı, topu topu 100 dolar sermayeyle kısa film çeken dindar gençlere neden vermeyecekmişiz? Onlara bu kadarcık bir hoşgörüyü bile çok görenlere, "Türk sinemasının anıtsal yönetmenleri" olarak lanse edilen iki sosyalist sanatçının "Çinliler Geliyor" (Zeki Ökten) ve "Yengeç Oyunu" (Ali Özgentürk) adlı "profesyonel" filmlerini tez zamanda görmelerini öneriyorum. Biri bundan iki yıl önce gösterime çıkan, diğeri ise halen gösterimde bulunan her iki filmi de dikkatle izleyin ve Türk sinemasının son 30 yılına damgasını vurmuş iki ünlü yönetmenin, kariyerlerinin bilmem kaçıncı filminde ne düzeyde bir sinema dili tutturduklarına kendi gözlerinizle tanık olun. Ondan sonra da yüreğiniz elveriyorsa, ödünç bir amatör kamerayla, spotsuz, tripotsuz, ceplerindeki üç kuruş harçlıkla film çeken bu çocukları yerden yere vurun!

Eğer ki, çeyrek yüzyıldır gözü kara savunucuları arasında yer aldığım bu dâvâ sizi de duygusal olarak ilgilendiriyorsa, destek olmak adına yapabileceğiniz en iyi şey "Sinemüslim" sitesini ziyaret etmek ve oradaki başvuru koşullarına uyarak, bu ekibin hazırladığı 10 kısa filmlik "Sinemüslimon" DVD'sinden birer kopya satın almaktır. Bunun için yapacağınız fedakârlık ise toplam 10 TL olacak.

Hemen belirteyim ki konudan haberdar olur olmaz ben 10 adet satın aldım ve bunları çevremdeki bazı kısa film meraklılarına armağan olarak dağıttım. DVD'deki favori filmim ise "Berbere Gitmeyenin Saçı Uzar".

İşte bu da "Sinemüslim"de, söz konusu DVD'nin satışına ilişkin bilgilerin yer aldığı adres:

http://www.sinemuslim.com/tr/sinemuslimon

Osman Gazali Çakmak ve bu filmleri omuz omuza çektikleri bütün ekip arkadaşlarını, giriştikleri sinemasal mücadele için kutluyor, ikinci 10 filmlik koleksiyonlarını da büyük bir sabırsızlık içinde beklediğimi şimdiden belirtiyorum.

Şunu iyi biliniz ki Ali Murat Güven ağabeyiniz, at iziyle it izinin artık iyice birbirine karıştığı mevcut siyasal konjonktürde, kimilerine göre modası çoktan geçmiş olan siyasal görüşleri nedeniyle günün birinde iyice taşınamaz duruma gelip başı kopartılana kadar, "Müslümanca sinema" yapma yönündeki bu onurlu çabalarınızın duacısı ve kararlı bir destekçisi olmayı sürdürecektir.

12.04.2009

LİNK DEPOSU

HABER SİTELERİ, FESTİVAL VE YARIŞMALAR, YÖNETMENLER, KISAFİLM KAYNAKLARI, KÜLTÜREL SİTELER...

EPOSTA ABONELİĞİ

Ücretsiz eposta ağına katılıp, arada sırada SineMüslim'den güzel mailler almak isterseniz, siz de eposta adresinizi bırakınız!

SİNEMÜSLİM KISAFİLMLERİ

SineMüslim tarafından çekilen kısafilmleri izlemek ve bilgisayarınıza yüklemek için tıklatın!



Firefox kullanınız. / Sitede yer alan filmler tarafımızca çekilmiştir. / Dışarı giden linklerden SineMüslim sorumlu değildir. / Link veriniz, link dağıtınız. No problem.

Believe. Struggle.
SineMüslim v3

Bu sayfayı paylaşın, dünyaya duyurun: Paylaşın!